Kalitede Lider.. Yenilikte Öncüyüz!


Asker Fıkraları

24 Nisan 2009, Cuma | 186 Okuma | 1 Yorum | Kategori: Fikra Oku

Çavuş Bekliyor:

Temel! Askerlik yaptigi bölük`de hic anlasamadigi cavus la basi oldukca dert de,cavusu ,Temele ..Sunu yap bunu yap, ama makbule gecmezmis!..

Sonra birgün cavusu;Temele demiski.. Git nizamiyenin kapisina, bugün karakol komutani gelecek, gelir gelmez mutlaka haberim olsun der!..

Ve Temel gider 1-2`saat bekler ! Kapidan iceriye makam araci girer! Temel sorar askerlere bu kim!.. Derlerki karakol komutani…

Hemen makam arabasinin yanina varir ve cami tiklar!… Komutan; Otomatik cami indirir ve sorar!.. Buyur asker!.
Temel sorar siz komutan misiniz!..
Evet der komutan…
Temel derki, vallahi yaragi yedin, Cavus seni bekliyor..

Nah Vardır:

Temel’in askerlik yaptığı bölükte bir gün Temel’in arkadaşının babası ölür.
Komutanları der bunu alıştıra alıştıra kim söler.
Birden Temel akılarına gelmiş.Temel’i çağırmışlar. Anlatmışlar durumu.
Temel hemen arkadaşı cemali yanına çağırır.
- Ula Cemal Senin Amcan Varmudur?
Vardur.
Dayin Varmudur?
Vardur.
Teyzen Varmudur?
Vardur.
Annen Varmudur?
Vardur.
Baban Varmudur?
Vardur.
Nah Vardur!

Kabak Tarlası:

Askerlerle birlikte,Temel bos bir arazide mayin olup olmadigini kontrol ediyorlardi. Havadan düsman ucaklari gecmeye baslayinca, komutan emir verdi:

-”Hemen herkes donunu indirsin ve yüzüstü yere yatsin.Böylece Ucaklar burayi kabak tarlasi sanip devam eder giderler!”

Bunun üzerine Temel:

-”Komitanim, sirtüstü yatsak, hiyar tarlasi sansalar olmazmi?”

Komutanın Karısı:

Adamın biri askere gider .herkes birbirine ne iş yaptığını sorar.
sırasıyla terzi, bakkal, berber,b izimkine sıra geldiğinde ben:
-İDDACIYIM ve hayatımı bununla kazanıyorum der.
ve herkesle iddaya girişir. bütün bölüğü soyar soğana çevirir.

bölük komutanı bundan bıkar ve bunu başka bir bölüğe yollar.
diğer bölük komutanını arar uyarır. sana bir asker yolluyorum ama sakın onunla iddaya girişme der. ama diğer bölük komutanıda çok iddacıdır. askeri yanına çağırır.

hadi seninle iddaya girişelim ama soruyu ben sorarım der. asker hemen kabul eder. komutan askere benim karımın götünde kaç ben var der. asker iki der. komutan üç der.kadına bakarlar gerçektende üç ben vardır .yeni komutan eski komutana telefon açar:
-hani senin asker çok iddacıydı onunla karmın götündeki benlerin
sayısına iddaya giriştik ben kazandım der

eski komutan kahkaha atar.
-oda zaten bizim bölüğün tüm askerleriğle komutanın karısının götünü görmek için iddaya girişmişti der.

Benimkinde:

Askerin birisi bir gün komutanlarin tuvaletini temizlerken lavaboda bir yüzük bulmus. Yüzük o kadar genismis ki, orta parmaga takmis olmamis, bas parmagina takmis olmamis,

ayak bas parmagina takmis olamis, bakmis olacak gibi degil sikine takmis cukka oturmus.

Komutan sabah içtimasinda askerlere :

-”Yüzügümü kaybettim bulan var mi?” diye sormus.Askerlerden çit yok.

-”Ulan o yüzük benim için çok önemli, manevi degeri çok fazla, birinizde görürsem ananizi sikerim” der. Kimseden ses seda yok.Komutan bakar olacagi yok;

-”Tabi!,ben yüzük kaybetmisim kimin sikindee” der. Hemen o sirada bizim asker atilir bagirarak:

-”Benim sikimde komutanim….”

Yerimiz Yoktur:

Temel, Amerikanin durduk yerde Irak’a saldirmasindan rahatsiz olmustur. Bir yolunu bulup baskan Bush’a telefon eder:
“Alooo! Ben, Temel olarak size savas acayrum haberunuz olsun!”
Bush, gülerek yanitlar:
“Hehehe…kac kisilik bir ordun var ki?”
Temel düsünür:
“Hmmm…kayinpirader Idrus, halaogli Tursun, kaavedeki arkadaslar…” ve yanit verir: “9 kisidur daa!”
Bush icinden kis kis güler ve ciddi olmaya calisarak:
“Temel bey, sizin 9 kisilik ordunuza karsilik Amerikan ordusu tam 2 milyon askerden olusmaktadir!” der.
“Hmmm…” der Temel:
“Sizu pir süre sonra arayacagum.”
Aradan birkac gün gecer ve Temel, Bush’u yeniden arar:
“Baskan, savas ilanimuz gecerlidur. Bir miktar ekipman hazirladuk size karsi!”
Bush, ilgiyle sorar:
“Neymis bunlar?” “Hacan, bizim Tursun’un tiraktörü, benim cakaralmaz tüfek bi de kavedeki arkadaslardan birinin bicerdöver…”
Bush güler:
“Iyi ama benim tam 150 bin tankim, 30 bin ucagim ve 10 bin askeri gemim var! Haaa, ayrica bu arada askerlerimizin sayisi da 3 milyon oldu!”
Temel yeni gelisme karsisinda biraz sikilmistir:
“Tamam, bir müddet sonra sizu yeniden arayacagum.”
Birkac hafta sonra Temel, Bush’u yeniden arar:
“Baskan, savas ilanumuzu ceri alayrum.”
Bush merakla sorar:
“Neden?”
Temel, moralsiz bicimde yanitlar:
-”Cenevre anlasmasinu incelemisuzdur. 3 milyon savas esirini barinduracak yerimiz yoktur!”

Boku Yedik:

2. Dunya Savasinda 2 yahudi almanlara esir olmustur.Bunlardan biri digerine kendilerine ne yapacaklarini sorar.O da baslar anlatmaya ”
2 ihtimal var ya bizi oldururler yada esir kampina yollarlar.
Oldururseler sorun yok kampa gidersek 2 ihtimal var ya kursuna dizilriz ya da gaz odasinda olduruluruz.
Kursuna dizilirsek sorun yok gaz odasina gidersek 2 ihtimal var bizden ya sabun yaparlar yada kagit.
Sabun yaparlarsa sorun yok kagit yaparsalar 2 ihtimal var ya gazete kagidi oluruz yada tuvalet kagidi.
Gazete kagidi olursak sorun yok tuvalet kagidi olursak iste o zaman boku yedik”.

Fatihin Yiğitleri:

Bir gün Cennet’in kapıları şiddetle vurulmuş: -Güm Güm Güm !!
İçeriden seslenmişler: -Kim o?
Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses: -Biz İstanbul’u fetheden Fatih’in yiğitleriyiz! İçeriden hoş geldiniz diyerek kapılar ardına kadar açılmış ve yiğitleri içeriye buyur etmişler.
Her şey çok güzel gidiyormuş. Ta ki, 40 yıl geçinceye kadar. Bir gün kapılar yine şiddetle çalınmış: -Güm Güm Güm !!!
İçeriden sormuşlar: -Kim o?
Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses: -Biz İstanbul’u fetheden Fatih’in yiğitleriyiz!
İçeriden hemen cevaplamışlar: -Hadi len! Onlar 40 yıl önce geldi!
Dışarıdan yine ses gelmiş: -Biz mehter takımıyız ancak geldik!!!

Varil:

Teftişe çıkan nöbetçi çavuş kuytu bir yerde erlerin kuyruğa girip sırayla bir varile dayandıklarını görür ve şiddetle

-”Ne yapıyorsunuz orada” der. Askerler, sırayla varil siktiklerini söylerler. Çavuş pantolonlarını çözüp varile sikini sokar.O ne gerçekten bir yerlere çok tatlı bir şekilde giriyor. O günden sonra bir hafta boyunca çavuş kuyruğa girip varili siker.

8.gün sıra kendisine geldiğinde bir bakar ki siki boşluğa girmiş. Askerlere döner,ne oldu niye boş dercesine kaş göz işareti yaptığında,

erler hep bir ağızdan

-”Komutanım varilin içine girme sırası sizde” derler.

Canim De:

Mehmet askere gitmeden 1 gün önce geneleve gitmiş. Şans bu ya Mehmet’e bel soğukluğu bulaşmış. Acemilere kolay kolay hastane sevki olmaz ya;durumun vahameti üzerine bizimkini askeri hastanenin üroloji (bevliye) polikliniğine sevketmişler.

Sırası gelen Mehmet tabip binbaşıya şikayetini arzetmiş:

- “Komutanım; aciiiy, sızliyyy, ve yaniyyyy.. Akınti de geliyy…”

Doktor Mehmet’in aleti alıp evirip çevirerek muayene ederken telefon çalmış. Binbaşı 1-2 dakika telefonla görüşmüş.Unutmuş tabii ve Mehmet’e dönüp şikayetini tekrar sormuş.

Mehmet huşu içinde:
- “Memet deme komutanııım, canım deee, canım dee..”

Asker Temel:

Temel askere gitmis.Mutfakta çalismaya baslamis.Mutfaga her girdiginde buzdolabina selam veriyormus.Bir gün komutan sormus:
-Niye buzdolabina selam veriyorsun?

Temel cevap vermis:
-General Electric

El Bombası:

Askeri hastanede yatan Temel ve arkadaşlarının cinsel organları kopmuş. Sebebini soranlara Temel anlatıyor:

- “El pombasu talimu yapayuduk, pimi çektuktan sonra ona kadar sayup atmamuz emredildi, piz de parmaklarumuzla saymaya paşladuk, pir, içi, uç, tört, peş, öpür ele geçmek için pompalaru apuş arasına koyalum tedük, alti, yeti, seçiz, tokuz…Bummm!!”

Akrep:

Askerliğini doktor olarak yapan bir er komutanın karısıyla her gece cinsel ilşkiye girmektedir. Ve komutanın karısı, ere; “Ya bu böyle gitmez. Bu işi kocamın haberi olacak şekilde yapsak daha iyi olur” der.

Er de “Nasıl olacak bu iş?” diye sorar ve kadının aklına şahane bir fikir gelir ve de bunu ere anlatır. Komutanın karısı hasta numarası yaparak kocasını çağırır ve kocası da tabi ki doktor olan erini çağırır “Karım hasta” diye.

Er gelir ve komutanı, erine “Ya karıma bir bak. Ne oldu acaba, çok hasta galiba” der. Er de karısına bakar ve “Komutanım, karınız çok hasta” der. Komutanı ” Ne oldu oğlum, ne var” diye sorar.

Er “Söyleyemem” der. Komutanı “Söylesene oğlum ne var?” der. Er de “Şey komutanaım karınızın rahiminde akrep var” der.

Komutanı korkmuş ve heyecanlı bir şekilde “Oğlum, ne yapacağıze diye sorar. Er:
-Komutanım, karınızı *ikerken akrep sizin *ikinizin kafasını tutacak ve akrebi oradan alacağız..
-Oğlum ben yapamam
-Yapmanız lazım komutanım, karınızın çok az bir ömrü var.

Komutanı utanarak:
-Ya erim, sen yapsan olmaz mı?
-Sizin için olur komutanım. Der.

Er, komutanın karısına girip çıkmaya başlar. 1 olur, 2 olur, 3 olur ve komutanı sorar:
-Oğlum, daha yakalamadı mı?
-Yakalamadı komutanım.

4 olur, 5 olur, 6 olur ve komutanı biraz daha sinirlenerek ve bir o kadar da utanarak “Oğlum yakalamadı mı?” der. Er de “Yakalamadı komutanım” der.

Neyse, 10 olur, 11 olur, 12 olur. Komutan yine aynı soruyu sorar, er de zevkten dört köşe olmuş şekilde aynı cevabı verir ve komutan sinirlenir:

-E be oğlum, boğ bari akrebi…

Mala Vuriyem:

Komutan köyden yeni gelmis bir askere sormus:
-Oglum sen ne isyapiyorsun?

Asker:
-Mala vuriyem komitanim demis.

Komutan sinirlenmis tekrar sormus ve asker ayni sekilde mala vuriyem komitanim demis.
Komutan sinirlenmis ve bir tokat asilmis ve tekrar ayni soruyu sormus:

-Oglum sen ne is yapiyon asker demis
Asker :
-Komitanim ben sivaciyim duvarlara mala vuriyem demis.

Çapkın:

Sivilde cok capkin olan Ali askerligini yapmaktadir. Bir gün sevgilisinden bir mektup alir. Sevgilisi artik ondan ayrilmak istedigini bildirmekte ve fotografini geri göndermesini istemektedir. Çok kizar. Arkadaslarindan, eski kiz arkadaslarinin fotograflarini toplar. Hepsini bir araya koyup paket yapar ve sevgilisine gönderir.

Pakete bir de not ilistirir;

-”Kusura bakma, Hangisi oldugunu çikaramadim. Lütfen kendi fotografini al ve digerlerini geri gönder!!!”

Sigara:

Temel savasta büyük çatismanin hemen ardindan gecenin sessizliginde bir sigara yakar.

Arkadasi bagirir,
-Ne yapiyorsun bu çok tehlikeli!..

Temel sakin,
-Merak etme içime çekmeyrum.

Anneniz Ne Diyor:

Çok genç bir İngiliz subayı, general olan babasının yanında yaverdi, yaşlı bir albaya emri iletmekle görevlendirildi
-Babam birliğinizi şu karşıki tepenin yamaçlarına çekmenizi söylüyor, efendim, dedi.

Yüzü moraran albay da şöyle dedi :
-Demek öyle söylüyor!Peki anneniz ne diyor?!…

Rastgele Yazılar:

Günün Notu:

     Bugün: 09 Eylül 2010, Perşembe / 21:05:04

Hava tahminleri
İnsanlar, havayı tahmin etmeyi yüzyıllardır başarıyorlar. Meteorologlar uzun yıllar boyunca termometre, yağış ölçer, rüzgar ölçer ve barometre gibi basit aygıtlar kullandılar, ancak uygu fotoğrafı teknolojisinin gelişmesiyle hava tahmini konusu tamamen değişti. Bilgisayarların kullanımıyla beraber tam olarak doğru hava tahmini yapmak mümkün hale geldi. Eski hava tahmincileri, havadaki neme göre açılan ya da kapanan çam kozalaklarını kullanırlardı. Açık uçlu bir kocalak kuru hava anlamına gelmekteydi. Deniz yosunları da nemliliğin ölçülmesinde yardımcı olurdu. Kurumuş yosunlar kuru havanın habercisiydi.


Asker Fıkraları (1) Yorum

Asker Fıkraları

nagihan

25 Ocak 2010, Pazartesi | Saat 07:31

ahahahah süperdi ya, cok komikkk! sayın yetkililer biraz daha eklermisiniz lütfennnn :D :D:D

Yorum Ekle, Seninde Yazın Olsun ;)

ENSOHBET.com : Türkiye ve Avrupa'nın en iyi Bay Bayan “Sohbet” ve “Chat” odalarına ücretsiz bağlanabilirsiniz. :=)