Bektaşi Fıkraları

Kabahat Sende Değil:

Bir köyde yagmur duasina çikarlar.Bektasi de istemeye istemeye bunlara uyar, cemaatin arkasi sira giderken, eline geçirdigi bir agaç dalini, kendi tarlasinin bir kösesine saplayarak, basini yukari kaldirip, söylenir:

-Bizim tarla da iste burasi…

Rastlanti bu ya, yagmur duasi yapilir yapilmaz, bulutlar kendini gösterir.Kara bir bulutun kendi tarlasi üzerine gittigini gören Bektasi sevinçle kosar.Bir de ne görsün, ceviz büyüklügünde dolu, bütün ürünü berbat etmemis mi?O vakit basini yukari kaldirir; söyle söyler;

-Kabahat sende degil, sana tarlayi gösteren pezevenkte!…

Peşin Namaz:

Bektaşi ile bir hoca birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca :
-Namaz saati! demiş, başlamış kılmaya…
Rekat üstüne rekat, selam üstüne selam… Bektaşinin beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince sormuş :
-Yahu bu ne uzun namaz böyle?
-Kazaya kalmış namazlarım vardı, onları eda eyledim!
Bektaşi :
-Eh ben de bir namaz kılayım! demiş ve başlamış namaza…
Ama ne namaz, bitmiyor, sonunda hoca dayanamamış :
-Erenler, senin namaz da uzun sürdü!
-Önümüzdeki haftanın namazını kıldım!
Hoca şaşırmış :
-Yahu olur mu böyle şey?

Bektaşi gülmüş :
-Yukarıdaki senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi niye kabul etmesin?

Nasıl Becerdin:

Bektasi, evinde misafir oldugu için, karpuzcuya ugramis:

-Iyi karpuzun var mi?
-Kurabiye gibi baba, güven bana!
-Peki öyleyse iyi bir tane ver bakalim.

Karpuzcu birini seçip vermis.Baba erenler, almis ve eve gitmis.

Bektasi, yemekten sonra, konuklarinin önünde karpuza gururla biçagi vurmus.Fakat o ne?Ilk biçak darbesinden sonra etrafi koku salmis. Karpuz ikiye ayrilinca, fos diye çürüyen içi masaya yayilmis.Tabii her taraf berbat, Bektasi ise mahçup olmus. Baba, sabahi zor etmis ve solugu karpuzcuda almis:
-Erenler, seni tebrik ederim?

Karpuzcu sasirmis:
-Hayrola baba, beni niye tebrik ediyorsun?

Bektasi:
-Ulan kesmeden, delmeden o karpuzun içine nasil siçtin, dogrusu sasip kaldim. Seni onun için tebrik ediyorum.

Ömer ile Bektaşi:

Ömerle bektaşi yolun kenarında oturup muhabbet ederlerken önlerinden bir köpek geçer. ömer sorar bektaşi bu köpek bizdenmidir yoksa sizdenmi?

bektaşi : hele önüne bir tavşan at yerse sizden yemezse bizden.

Eşşekliğinden:

Dostlarinin baskilarina dayanamayan Baba Erenler, camiye gitmis, hocanin vaazini dinliyordu.Hoca, içkinin kötülügünü anlatmak için aklina ne geliyorsa söylüyordu. Bir ara söyle dedi:
-Bir esegin önüne, bir kova su ile bir kova sarap koysaniz, hangisin içer? Elbette ki suyu içer. Peki esek niçin sarabi içmez?

Bektasi dayanamayip seslendi:
-Neden olacak, esekliginden…

Zina Aleti:

İçki yasağının oldugu dönemde bektaşiyi yakalarlar.
Bektaşi
-Bırakın, beni neden götürmek istiyorsunuz?
-İçki içmişşin seni suç aleti (boş şişe)ile yakaladık.
Bektaşi
-Bende zina aletide var!!!

Bektaşi:

Bektaşinin biri içki şişesiyle camiye girer.
Onu gören arkadaşı sen ne yapıyorsun içki şişesiyle camiye girilirmi?
diye sinirlenmiş.

Bektaşi dönüp;
sen zina aletiyle giriyorsunda birşey olmuyorda,
içki şişesiyle girince ne olur demiş

İki Kez:

Bayramın yaklaştığı günlerden birinde, iftar sırasında, misafirlerden biri:
-Keşke, Ramazan, senede iki kez gelse.

Aynı sofrada misafir bulunan Bektaşi, hemen şu cevabı verir:
-Öyleyse Ramazan gider gitmez neden bayram yaparsınız? İnsan, sevdiği gidince bayrım mı yapar hiç!…

Neresi Olacak Meyhane:

Bektasiyi, rica minnet camiye götürmüsler.Hoca baslamis anlatmaya:
-Bir yer vardir ki orada, zengin fakir ayrimi yoktur.Dertli giren neseli olur.Oraya giren herkesin gönlü ferahtir.Bilin bakalim, burasi neresidir?

Bektasi yanit vermis:
-Neresi olacak, meyhane…

Onu Tanrı Sorar:

Sözde, Bektasiyi topluluk icinde kücük düsüreceklerdi. Oldukca zengin birisi:

“Bektasi Efendi, borcunuz var mi?” diye sordu.
“Evet, bakkala biraz borcum var.”
“Canim onu sormuyorum. Namaz borcun var mi?”

Bektasi kizdi:
“Namaz borcunu bana Tanri sorabilir. Size düsen bakkal borcunu sormaktir!”

Oruç ile Dilber:

Güzel için oruç bozulurmu ?

Bektaşiye bir gün sormuşlar…
Gelse bir dilberi ahu
Olsa savmı ramazan
Dilber-i ahumu efdaldir ,
yoksa savmı ramazan mı?
Bektaşi cevap verir:
Fırsatı fevketme zinhar…
Sür sefasın dilberin
Olur kazası savmın
Olmaz kazası dilberin..

Oruç Gitti Ama:

Oruç tutan Bektasinin biri pek fena susamis.Vakit geçirmek için kirda giderken bakmis gürül gürül akan bir çesme… Adeta kendinden geçmis bir halde agzini dayayip likir likir içmeye baslamis.Bu sirada oradan geçen biri görüp:

-Aman erenler ne yaptin?Oruç gitti, diye seslenmis.

Bektasi, agzinin iki yanindan süzülen sular bagrina dogru inerken cevap vermis:
-Oruç gitti, ama fakire de can geldi!

Ahrette Yaşadık:

Bektaşî, vaaz dinlemeye gitmiş. Hoca vaazında içki içmenin bütün kötülüklerini, zararlarını sayıp dökmüş, hatta içki içenlerin sırat köprüsünden boyunlarında dünyada içtikleri bütün içki şişeleri asili olduğu halde geçeceklerini anlatmış. Bektaşî sormuş:
“Hocam, boyna asılan şişeler boş mu olacak dolumu?” Hoca, incecik köprüden dolu şişelerle geçilirken dengenin kolay sağlanamayacağını düşünerek:
“Elbette ki dolu olacak” diye yanıt vermiş. “Hay ağzını öpeyim Hocam, desene ahrette de yaşadık!” demiş.

Pamuk Gibi:

Paşanın biri, tanıdığı bir Bektaşi ile konuşurken sorar :
-Baba, geçen gün bir kadınla gidiyordun, kimdi o?
-Hanımım olurlar efendim…
-Peki ama, pek pasaklı ve çirkin biriydi.Onun koynuna nasıl giriyorsun?

Buna fena halde bozulan Bektaşi, lafı yapıştırır :
-Sizin pamuk gibi karınızın koynuna herkes girer.Marifet bizim o pasaklı karının koynuna girmekte, paşam!

Sen ne işe Yaradın:

Bektaşi ile hacı osmanlı zamanında ramazanda içki içerken yakalanırlar. Kadı yaptıklarının cezasının ne olduğunu bilip bilmediklerini sorar bunlara. Hacı af diler şeytana uyduk kadı efendi der ve hacı ya idam cezası verir. Bektaşiye sıra gelir ve derki ben Kadı efendi ben gayri-müslümün bana oruç farz değil der. Kadı Bektaşiyi serbest bırakır.Bektaşi kadıya sorar kadı efendi ben de şeadet getirsem müslüman olsam arkadaşımı da bağışlar mısın? Kadı efendi düşünür gavuru müslüman yapmanın ona sağlayacağı sevabı hesap eder ve hacıyıda affeder. Kadının huzurundan ayrıldıktan sonra hoca şaşırararak bekaşiye sorar; Sen ne biçim adamsın be bir dinli oluyon bir dinsiz, sende iman yokmu bire münafık deyip azarlar. Bektaşimizde gavur oldum kendimi , müslüman oldum seni kurtardım. Peki sen ne işe yaradın?

Dilencinin Duası:

Dilenci el açmış dileniyor, hem de dua ediyor.
Bektaşi on para vermiş, “Duanı istemem!” demiş…

Dilenci şaşırmış:
“Niye duamı istemiyorsun?”
“Ulan senin duan beş para etseydi, kendini kurtarır, dilenmezdin!”

Birgün Fazla Tutmuş:

Adama sormuslar:

-Kaç gün oruç tuttun?
-Hastaligim nedeniyle, ancak bir gün tutabildim!

Ayni soruyu, orada bulunan Bektasiye sorunca, hiç istifini bozmadan yanit vermis:

-Bu arkadas benden bir gün fazla tutmus!

Bir Cevap Yazın